Uzaktan Çalışma Kurumsal Kültürü Dönüştürüyor

Paylaş:
Copied!

 

Dijital pazarlama ajansı Digital Ethos‘un CEO’su Luke Tobin’e birkaç ay önce uzaktan çalışma hakkındaki görüşleri sorulsa bu konuya şüpheyle yaklaştığını söylerdi.

Tobin’in 22 kişilik güçlü ekibi Birleşik Krallık’taki fiziksel bir ofiste çalışıyordu. Çalışma arkadaşları, yüz yüze toplantılarda yaratıcı projeler üzerinde iş birliği yapıyor ve birbirlerinin masalarına geçerek iletişim kuruyordu. Tüm bunlar, şirketlerin COVID-19 salgını nedeniyle uzaktan çalışmaya geçtiği mart ayı başında değişti.

Tobin: “Bu değişikliğin sonucu inanılmaz. İnsanların dikkati daha az dağılıyor. Kullandığımız araçlar, projelendirme aşamasından teslimata kadar neler olduğu hakkında bize net bir resim çıkarıyor. Ekip, video konferansın yanı sıra süre izleme yazılımı olan Time Doctor’u ve proje yönetim aracı Clickup‘ı kullanarak iş akışını takip ediyor.

Böyle bir salgının ortasında uzaktan çalışmak yeni normal diyebiliriz. Birleşik Krallık’ta hükümet yönergelerine göre sağlık uzmanları, acil müdahale ekipleri ve gıda üretim çalışanları gibi kilit çalışanlar dışındaki personelin mümkün olduğunca evden çalışması gerekiyor. Beyaz Saray’ın insanlardan mümkünse evden çalışmalarını istediği ABD de dahil olmak üzere dünya genelindeki yetkililer benzer tavsiyeler yayınladılar.

Uzaktan Çalışma ile İlgili Çekinceler

Koronavirüsten bile önce esnek çalışma kendini göstermeye başlamıştı, ancak geniş kitleler tarafından benimsenmemişti. Yöneticiler görünürlük konusunda endişeliydi, üstelik fiziksel iş birliği ve öz disiplin, işlerin sanallaştırılmaması için adeta direniyordu. 2019 yılında Anne Corder Recruitment tarafından yapılan araştırmada, işverenlerin yüzde 29’unun uzaktan çalışmanın iş yeri kültürü ve üretkenliği üzerindeki etkisi konusunda endişeli olduğunu ortaya çıkardı. Başka bir yüzde 29’luk kesim, mevcut iş gücünün beklenen kapasitede çalışacağına güvenemeyeceğini dile getirdi. Bununla birlikte, uzaktan çalışmaya mecburen geçiş yapılması, bu korkuların çoğunu hafifletti ve şüphelileri inananlara çevirdi.

Tobin’in uzaktan çalışma konusunda önceki fikri şöyleydi: Şirket uzaktan çalışma olmadan başarılıydı, yıllık yüzde 200 büyüyerek ödüller kazanıyordu; öyleyse neden kırılmamış bir şeyi tamir etmek gereksin ki? “Diğer pek çok işletmenin bunu yaptığını görmüş ve işe yaradığını anlatan kitaplar okumuş olsam da evden çalışmaya izin vermenin riskini almak istemiyordum. Beni geriyordu.”

Tobin’in uzaktan çalışma konusundaki başlıca kaygısı, uzaktayken etkili bir şekilde iş birliği yapamamaktı. “En büyük korkum, yaratıcılığın bir şekilde ölmesiydi.” Dijital bir ajans olarak yaptıkları işin büyük kısmı, farklı departmanlarla yaratıcılık oturumları gerçekleştirmek. Tobin bunun uzaktan nasıl yürütüleceği ve ekiplerin yüz yüze konuşmadan nasıl düzgün bir şekilde senkronize olacağı konusunda endişeliydi.

Video konferans, bu engelin üstesinden gelmede uzun bir yol kat etmişti. Her sabah ekip, bir önceki güne ait haberleri ve karşılaştıkları zorlukları paylaşarak 20 dakika geçirdikleri sanal bir sohbet için Google Hangouts’ta bir araya geliyor. Her ekibin gün boyunca katılması gereken kendi toplantıları da var. Tobin: “Fazlasıyla işe yaradı. Ekipten gelen geri bildirimler, neler olup bittiği hakkında daha önce hiç olmadığı kadar çok şey biliyormuş gibi hissettiklerini gösteriyor.”

Çalışanlar, patronlarına yıllardır uzaktan çalışıp çalışamayacaklarını soruyorlardı. 2019 yılında sosyal medya yönetim yazılımı şirketi Buffer tarafından uzaktan çalışma üzerine hazırlanan bir rapora göre, katılımcıların yüzde 99’u kariyerlerinin geri kalanında en azından bir süre uzaktan çalışmak istediğini söyledi. Bir şirketin uzaktan çalışma seçenekleri sunup sunmadığı, modern çalışanlar için anlaşma bozan bir faktör haline geldi. Tobin, yakın zamanda başka bir şirkette yalnızca daha fazla esneklik sunulduğu için bir çalışanını kaybettiğini dile getirdi.

Ne olursa olsun, salgın öncesinde uzaktan çalışma kuraldan ziyade istisnaydı. Ancak bağımsız ve serbest çalışanlar için tam tersi geçerliydi. Bağımsız çalışanlar ajansı Hoxby, herkesin uzaktan çalıştığı bir serbest çalışanlar ağı üzerine kurulu. Ajans, evde kalma talimatına yanıt olarak şirketlere uzaktan çalışmanın çok verimli olabileceğini göstermek için #remoteagainstcoronavirus (koronavirüse karşı uzaktan çalışma) adlı bir kampanya başlattı.

Hoxby’nin kurucusu Lizzie Penny: “Uzaktan çalışmanın ne anlama geldiği konusunda çok fazla korku ve yanlış anlama var. Kampanyada, işletmelerin uzaktan çalışan ekipleri nasıl yöneteceğini daha iyi anlaması ve bu kriz sırasında işlerin ‘her zamanki gibi’ yürütülmesini sağlayacak stratejileri ve süreçleri hızla benimsemesi için acil bir plan oluşturuldu.” Hoxby, kampanyanın bir parçası olarak uzaktan çalışma hakkında bir dizi kaynak yayınladı. Bu kaynaklar arasında, uzaktan çalışan ekiplere liderlik etmeye ilişkin bir rehber ve uzaktan çalışmaya geçiş için dört aşamalı bir yaklaşım da bulunuyor.

Yakın Ama Uzak

Penny’ye göre, sağlam bir uzaktan çalışma stratejisi uygulamak sadece verimliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışanların refahını da destekliyor. Bu, Londra merkezli veri bilimi danışmanlık şirketi QuantSpark‘ın CEO’su Adam Hadley’in bizzat yaşadığı bir senaryo. Uzaktan çalışmaya kuşkuyla yaklaşan Hadley’in çalışanların moralini yüksek tutma konusunda endişeleri vardı. Şirket bununla mücadele etmek için, genellikle birbirleriyle kurdukları arkadaşlıklarını beslemek amacıyla Zoom’u kullanmaya başladı.

Hadley: “Birkaç oyun da oynuyoruz.” Ekip sanal testlere geçti. Ayrıca Zoom’da “Spy” adlı bir oyun oynuyor; içlerinden birinin bir hikaye uydurup uydurmadığını tahmin etmeleri gerekiyor. Günlük iş faaliyetleri açısından, QuantSpark’ın personeli günlük toplantılarını sanal toplantıya dönüştürdü.

Zaten üzerinde çalıştıkları şeyi hem Slack üzerinden hem de ofiste yüz yüze olarak daha geniş kitlelere iletmeye alışkın olan ekip, bu uygulamaya çevrimiçi devam etmenin faydalarını gördü. Hadley: “Gün içinde tek bir şey olsa bile bir şeye bağlı kalmak, insanların ruh sağlığına gerçekten iyi geliyor. Sanal toplantılar çok iyi gidiyor.”

Hoxby’den Penny, uzaktan çalışmaya bu şekilde giriş yapmanın, işletme liderlerine bu çalışma tarzının değerini göstereceğini umuyor. “Şimdiden uzun vadeli plan yapmak da yararlı olacaktır. Bu dönemden çıktığımızda salgını, iyi uygulamalar benimseme şansı olarak görmek bazı işletmelere rekabet avantajı sağlayacak.”

QuantSpark’ta Hadley, şirketin kısıtlamalar kaldırıldıktan sonra bu uzaktan çalışma döneminden öğrendiği bazı dersleri nasıl avantaja dönüştürebileceğini düşünüyor. “Ofis yeniden açıldığında bile bu çalışma yöntemini benimsemek gibi bir niyetimiz var.” Güçlü video konferans teknolojisine yatırım yapmanın yanı sıra esnek çalışmanın da ekibinin dinamiği üzerindeki etkisini anlamak istiyor. “Bu dönem insanları hangi yolla daha iyi çalıştıklarını düşünmeye teşvik etti ve empati duygusunu artırdı. Ofiste olmanın verdiği monotonluk hissinin pek farkında değiliz, oysa tüm bunlar bizi, daha doğrusu herkesi en iyi çalışma şekli üzerinde düşünmeye zorladı.”

 

 

Okumaya devam et

İlgili Mesajlar